top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Editör
    Editör
  • 24 Eki 2025
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 4 Oca

Mizaç, bir çocuğun dünyaya bakış biçimi, duygularını ve tepkilerini şekillendiren doğuştan gelen yapıdır. Kimi bebek doğuştan sakin, kimi daha hareketlidir. Kimi sese hemen tepki verir, kimi bekler ve gözlemler. Bu farklılıklar, onun mizacını, yani kendine özgü duygusal ve davranışsal eğilimlerini ortaya koyar. Mizaç, çocuğun karakterinin temel taşlarından biridir, ama sadece genetikten ibaret değildir.


Bazı psikolojik modeller, örneğin Enneagram, insanların kişilik ve davranış eğilimlerini dokuz temel tipe ayırarak anlamayı amaçlar. Anne karnındaki bebeğin mizacını doğrudan ölçmese de, bu model insan davranışlarını ve duygusal eğilimleri anlamaya yardımcı bir destek sistemi sunar. Bilimsel olarak Enneagram kesin ölçüm sağlamaz; bazı yönleri deneysel araştırmalarla desteklenmeye çalışılmıştır. Yani Enneagram, mizacı anlamada rehberlik eder ama tek başına bilimsel bir veri değildir.


Bilim, son yıllarda hamilelikte annenin ruhsal durumunun da bebeğin mizacını etkileyebileceğini gösteriyor. Örneğin 2025 yılında yapılan bir çalışma, hamileliğin ortası ve son döneminde annenin yaşadığı stresin, bebeğin doğduktan sonra daha hassas, çabuk irkilme eğilimli ve duygusal olarak tepkisel olmasına yol açabileceğini ortaya koyuyor . Öte yandan, annenin kendini güvende hissetmesi, huzurlu ve sevgi dolu olması, bebeğin sinir sistemini dengeliyor ve daha sakin, meraklı, uyumlu bir mizaca zemin hazırlıyor.

Hamilelik, bir kadının hem bedensel hem de psikolojik olarak en hassas olduğu dönemdir. Annenin kaygısı, stres düzeyi ve duygusal dalgalanmaları hormonlar aracılığıyla bebeğe geçer; bu, doğuştan getirdiği mizacını şekillendirebilir. Bilimsel bulgular, annenin ruh halindeki dalgalanmaların, çocuğun ilerleyen aylarda duygularını düzenlemede güçlük yaşamasına neden olabileceğini gösteriyor.


Aile ve eş ilişkisi bu süreçte çok önemli bir rol oynuyor. Eşin destekleyici tutumu, birlikte geçirilen huzurlu vakitler, küçük ama içten davranışlar annenin stresini azaltır. Anne kendini yalnız veya baskı altında hissettiğinde, bu doğrudan bebeğin mizacına yansır. Öte yandan, eşin bir yürüyüşe çıkmak, birlikte sohbet etmek veya sadece “Nasılsın?” diye sormak gibi küçük ama samimi destekleri, annenin iç huzurunu güçlendirir ve bebeğin duygusal güvenini pekiştirir.


Anne duygularını bastırmak yerine paylaşabildiğinde ve kendine şefkat gösterebildiğinde, bebeğin mizacına doğrudan olumlu etki yapar. Araştırmalar, annenin ruhsal sağlığı ve çevresel desteğin, bebeğin doğuştan getirdiği mizacın temelini sağlamlaştırdığını gösteriyor.


Özetle, mizaç yalnızca doğuştan gelen bir özellik değil; anne karnında başlayan ve ailedeki sevgi, güven ve anlayışla şekillenen bir süreçtir. Anne ve baba bu süreci bilinçli olarak desteklediğinde, çocuk dünyaya daha güvenli, dengeli ve uyumlu bir mizaca sahip olarak gelir.



Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page