- Editör

- 27 Tem 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 Oca
Sadakatsizlik…
Sadece bir başkasıyla kurulan fiziksel ya da duygusal yakınlık değil.Aslında çoğu zaman, iki kişi arasında çok daha önce başlamış bir uzaklığın sessiz çığlığıdır.
Bir danışan şöyle demişti bir seansta:
“Beni aldattı ama en çok da uzun süredir yanında olmama rağmen yalnız hissettiğim için kırgınım.”
Bu cümle, ilişkilerde sadakatsizliğin çoğu zaman "Yok sayılmışlık", "Duyulmamak" ve "Bağ kuramamak" duygularından beslendiğini anlatır.
Her ihanet bir seçimdir, evet. Ama o seçim, çoğu zaman birikmiş kırgınlıkların, konuşulamayan ihtiyaçların, ertelenmiş duyguların üzerini örten bir çıkış yoluna dönüşür.
Elbette hiçbir gerekçe sadakatsizliği meşrulaştırmaz.
Ama anlamak iyileşmenin ilk adımıdır.
Çünkü sadakatsizlik sadece neyin yanlış gittiğini değil, neyin eksik kaldığını da anlatır.
Bu noktada sorulur:
“Bu evlilikte hangi duygu yoktu da o bir başkası ile doldu?”
Sevgi mi eksikti? Güven mi? Saygı mı? Yoksa sadece birlikte olmanın, gerçek anlamda birbirini dinlemenin ve anlamanın eksikliği mi?
Bu soruyu cevaplamak, aslında ilişkinin hangi köşesinin tamir edilmeye ihtiyacı olduğunu gösterir.
İnsan biyolojik olarak bağ kurmaya programlıdır.
Sevgi, güven, temas... Bunlar sadece duygusal değil, fizyolojik ihtiyaçlardır.
Beynimiz, sevildiğimizi hissettiğimizde oksitosin salgılar.
Dokunulduğumuzda, güvende olduğumuzda serotonin artar.
Ama ihmal edildiğimizde, dışlandığımızda ya da değer görmediğimizde…
Kortizol devreye girer.
Yani bedenimiz bile bize şunu söyler:
“Bu ilişki beni hasta ediyor.”
Peki, neden sadakatsizlik olur?
Neden bir kişi, sevdiğini söylediği birine zarar verir?
Bazen duygusal boşluklardan.
Bazen uzun süreli iletişim eksikliğinden.
Bazen kendini görünmez hissetmekten, bazen de geçmişte kendi ailesinden getirdiği bağlanma yaralarından.
Sadakatsizlik, çoğu zaman bir kişilik sorunu değil; ilişki içinde çözülememiş duygusal ihtiyaçların işareti olabilir.
Ama burada durup şunu söylemek önemli:
İhaneti yaşayan kişi asla sorumlu değildir.
İlişkinin sorunları iki kişiliktir, ama ihanetin sorumluluğu tektir.
Ve biliyor musun…
Aldatılmak, sadece bir ihaneti değil, aynı zamanda içinde taşınan derin yalnızlığı da açığa çıkarır.
“Ben nerede eksik kaldım?” diye sorarsın kendine…
Ama belki de mesele senin eksikliğin değildir.
Belki de uzun süredir görülmeyen bir ihtiyacın, duyulmayan bir sesin vardır o ilişkide.
Sadakatsizlik bir kırılmadır, evet. Ama bazen bu kırık, kendini yeniden tanıman için açılan bir yarıktır.
Kalbinin neresinden kanıyorsan, orası sana “Beni duy” diyor olabilir.
İyileşmek kolay değil. Güven, bir anda geri gelmez.
Ve bu süreçte, kendine sarılmak, atılacak en güçlü ilk adımdır.




Yorumlar